YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI.

Devrimci Yapı-İş’ten örgütlenme çağrısı

DİSK’e bağlı Devrimci Yapı İşçileri Sendikası (Devrimci Yapı-İş) Kayseri Bölge Temsilcisi Haydar Baran, Yol-İş Genel Merkezi’nin 24 Kasım’da gerçekleştireceğini duyurduğu Ankara eylemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yargı kararlarına rağmen kadroya alınmayan ve sayıları 10 bine yaklaşan taşeron işçilerinin kadroya alınması talebiyle Karayolları Genel Müdürlüğü önünde yapılacağı duyurulan eylemi “hava boşaltma” olarak değerlendiren Devrimci Yapı-İş Kayseri Bölge Temsilcisi Haydar Baran, Yol-İş ağalarının işbirlikçi-ihanetçi tutumunu teşhir etti.

Devrimci Yapı-İş Kayseri Bölge Temsilcisi Haydar Baran, karayolu işçilerini DİSK’e bağlı Devrimci Yapı İşçileri Sendikası bayrağı altında birleşmeye ve mücadeleye çağırdı.

Baran’ın yazılı açıklaması şöyle:

24 Kasım eylemi ve gerçekler

Yol-İş Genel merkezi 24 Kasım’da basın açıklaması yapacağını ifade etmişti. Ancak hava boşaltmaya yönelik basın açıklamasının yapılıp yapılmayacağı tartışmalı hale getirecek sözler bizzat Yol-İş Genel Başkanı Ramazan Ağar tarafından ifade edildi. Yol-İş Kayseri 1 Nolu Şube Genel Kurulu’nda konuşan Ramazan Ağar hükümetin adım atması durumunda eylem yapmayacaklarını söyledi.

Taşeron işçilerin karayolu işçisi olduğuna dair onlarca mahkeme kararı var. Bu mahkeme kararlarını AKP iktidarı hiçe saymayı sürdürüyor. Buna rağmen Yol-İş Genel Merkezi hiçbir şey yapmıyor. Yol-İş yöneticileri yapılan hukuksuzluk ortada olduğu halde görüşmeler yoluyla sorunu çözmeye çalışıyorlar. Oysa yapılması gereken taşeron işçilerin kazanılmış haklarını hiçe sayan, mahkeme kararlarını uygulamamakta ısrar eden sermaye düzenine ve onun yürütme gücü olan AKP iktidarına karşı mücadeleyi büyütmektir.

Karayolu işçilerinin en fazla mesai yaptıkları dönem Kış aylarıdır. İnsan taşıma da yüzde 88,  yük taşıma da yüzde 86 payı bulunan karayollarında yaşanacak bir grev, karayolu işçilerinin hakları ve gelecekleri kazanma ve taşeronluk köleliğinin son bulması konularında önemli kazanımların önünü açabilir. Ama tüm bu yalın gerçeklere rağmen Yol-iş yöneticilerinin kitabında grev yazmıyor.


Taşeronluk köleliğinin daha da yaygınlaşmasına geçit vermemek, kamu işçisi oldukları yargı kararlarıyla onaylanmış olan taşeron işçilerin kadro hakkı için mücadele etmek, iş cinayetlerinin temel nedeni olan taşeronluk köleliğine son vermek için, İşçinin en etkili silahı olan grev silahını kullanmak, Yol-İş yöneticilerinin yapacağı iş değildir. Zira, onlar hala taşeronluk köleliğinin çözümünü diyalogda, kapalı kapılar ardında yapılacak pazarlıklarda arıyorlar.


Özelleştirmenin, taşeronlaştırmanın bu hızla devam etmesi durumunda ilk darbeyi yiyecek olanlar karayollarında çalışan taşeron işçileri olacaktır. Ayrıca daimi ve sözleşmeli olarak karayollarında çalışan ve sendikaya üye olan işçilerde özelleştirme vurgunun hedefindeler. Özelleştirme saldırısının başarılı olması durumunda binlerce karayolu işçisi sendikal haklardan yoksun kalacaktır.

Özelleştirme, taşeronlaştırma saldırısı karayolları işçilerinin elindeki tüm kazanımları ve haklarını gasp etmek temel amaçlarından biridir. Diğeri ise Karayolları işçilerini güvencesiz çalıştırmaktır. Saldırı karayolu işçilerinin ekonomik ve sosyal haklarının tasfiye etme saldırısıdır. Yol-iş yöneticileri tüm bu saldırılar karşısında tam bir bilinç açıklığı ile hareket ediyorlar. Bu saldırıyı engellemek için gerekli olan mücadeledir. Mücadele yerine diyaloğu esas alan Yol-iş yöneticilerinin en büyük korkusu mücadele ruhunun karayolu işçileri içinde yaygınlaşmasıdır.

Karayolu işçileri! Görev Karayollarında özelleştirme yağmasını engellemektir. Eşit işe eşit ücret, insanca yaşamaya yeten asgari ücret talebini yükseltmektir. Taşeron işçilerin kadro almasını, karayollarında çalışan tüm işçilerin toplu sözleşme hakkından yararlanmasını sağlamaktır.  Karayollarının makineleri, araçlarının müteahhitlere teslim edilmemesini engellemektir. İşsizlik tehdidini boşa çıkarmaktır. Yapım ihalesi adı altında hizmet alımı yapan, müteahhit firmalarını ihya eden sömürü ve yağma düzenine dur demektir.

Görev, taşeron işçiliğin yasaklanması için harekete geçmektir. Sözün, yetkinin, karar sahibi karayolu işçilerinin ortak iradesini esas alan sınıf sendikacılığı anlayışını hakim kılmaktır.

Taşeron köleliği karayolu işçisinin bağrına saplanmış bir bıçaktır. Görev taşeronluk köleliği konusunda işçilerin aydınlatılmasıdır. Görev “AKP iktidarının taşeron işçiliğe son vereceğiz” yalanlarına karnımızın tok olduğunu göstermektir. Görev taşeron köleliğine karşı mücadeleyi büyütmektir.

İşverenle eş güdüm içinde çalışan, karayolu işçilerine yabancılaşmış olan, kendi ikballeri için, karayolu işçisinin geleceğini karartan Yol-İş yöneticilerinin 24 Kasım eyleminden elde etmek istedikleri sonuç, karayolu işçilerinin öfkelerini boşaltmak, bunu yapamıyorlarsa bile en azından karayolu işçilerinin öfkelerini dindirmek, karayolu işçilerinin çözüme dair beklentilerini körüklemektir. Daha fazla bu oyunlara kanmamak karayolu işçisinin görevidir.


Karayolu işçileri sürece ağırlıklarını koymadıkları, sorunların çözümü için etkili bir mücadele pratiği sergilemedikleri sürece sendika yöneticilerinin hava boşaltma eylemleri devam eder. Yapılması gereken önce işveren anlayışıyla hareket eden Yol-iş yönetimini tek başlarına bırakmak, Karayolu İşçilerinin hakları ve geleceği için mücadele etmeyi onur sayan, her kademede işçilerin söz yetki karar sahibi olduğu sendikal anlayışı kuşanan DİSK’e bağlı Devrimci Yapı İşçileri Sendikası bayrağı altında birleşmektir.

DİSK/ Devrimci Yapı İşçileri Sendikası (Devrimci Yapı-İş)

Kayseri Bölge Temsilcisi Haydar Baran

KADRO DA YANDAŞA GELİYOR


AKP hükümeti iş cinayetlerinin temel nedenlerinden olan taşeron sistemini yeni bir tasarı ile daha da kurumsallaştırmanın adımlarını atıyor. Davutoğlu’nun açıkladığı paketle taşerondan vazgeçilmemesi bir yana, AKP yandaşlarına bu yolla yeni kadrolar yaratılmaya çalışıldığı ortaya çıktı. Hazırlanan yasa tasarısına göre, kamuda çalışan ve mahkemeyi kazanarak kadro hakkı elde eden taşeron işçilerin kadroya alınması için kazanılmış haklarından vazgeçmeleri de yetmeyecek, bir de ‘sözlü sınav’da başarılı olmaları gerekecek. İhtiyaç fazlası olduğu belirlenen işçiler ise işten çıkarılacak.


RAZI GELİRSEN

 Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı ‘İş Güvenliği Paketi’ne ilişkin tasarı üzerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki çalışmalar son aşamasına geldi. Tasarının taşeron işçilerine ilişkin bölümünde, asıl işte çalıştırıldığı belirlenen işçilerin iş gördükleri kamu idarelerinde sürekli işçi statüsünde istihdam edilmesi, ‘kazanılmış haklarından vazgeçmeleri’nin yanı sıra ‘belirlenecek yeni ücret skalasını da kabul etmeleri’ şartına bağlanacak. ‘İhtiyaç fazlası’ olduğu belirlenenlerin de ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek sözleşmeleri fesh edilecek.


SÜREKLİ VEYA SÖZLEŞMELİ

Bakanlar Kurulu’nun yardımcı işleri belirlemesinden sonra alt işverene verilemeyecek asıl işlerde çalışanlar ‘işçi veya sözleşmeli personel’ olarak istihdam edilecek. Fabrika, şantiye, atölye, çiftlik ve arazi gibi işyerlerinde işçiler eliyle gördürülmesi gerekli olan işlerde fiilen çalışanlar sürekli işçi kadrolarına, diğerleri ise hizmet sözleşmesiyle çalıştırılmak üzere vize edilen ‘birim personeli’ unvanlı sözleşmeli personel pozisyonuna, ihale sözleşmesinin bitiş tarihinden geçerli olmak üzere atanacak.


SÖZLÜ SINAV ŞARTI

Tüm haklarından vazgeçmeleri, önerilen ücreti kabul etmeleri de taşeron işçilerin kadro alabilmeleri için yeterli olmayacak. Kamu kurumlarının ihtiyaçları doğrultusunda asıl işte çalıştırılanların kadroya alınabilmesi için sözlü sınavda başarılı olmaları şartı aranacak. Böylelikle sözlü sınavla kadro dağıtımı AKP’nin yandaşlarına yeni kadrolar yaratmasının da yolunu açacak. Tüm personelin tazminatının ödenmesi, kurumların personel ihtiyaçlarına göre kadro tahsisi yapılarak KPSS sistemiyle işe alınma da düşünülen alternatifler arasında, ancak bakanlık bürokratları bu yöntemin kabul göreceğine ihtimal vermiyor.



YOL-İŞ SENDİKASI KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖNÜNDE


TÜRK-İŞ ÖNCÜLÜĞÜNDE KİTLESEL BASIN AÇIKLAMASI YAPACAK

19.11.2014




Türkiye YOL-İŞ Sendikası
, 24 Kasım 2014 Pazartesi günü saat:10.00’da Karayolları Genel Müdürlüğü önünde “Kitlesel Basın Açıklaması” yapacaktır.



Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesinde muvazaalı olarak taşeron işçisi adı altında çalıştırılan 8 bin 761 işçi YOL-İŞ üyesi oldu. Taşeron işçilerinin baştan beri Karayolları Genel Müdürlüğü’nün işçisi olduğu, açılan davalar sonucu mahkemelerce karara bağlandı. Mahkemelerin kararları Yargıtay tarafından Kasım 2011’de onanarak kesinlik kazandı.



Aradan üç yıldan fazla zaman geçmiş, Sendikamız üyesi bu işçiler için yaptığımız tüm girişimler sonuçsuz kalmıştır.

Karayolları Genel Müdürlüğü, hukukun gereğini yerine getirip, söz konusu işçileri kadroya geçirmek yerine, bu defa yaptığı tüm işlerihukuk dışı yollar denenerek anahtar teslimi ihaleye vermektedir.



Her durumda kadrolu ve kadrosuz işçiler zarar görmektemakine parkı çürümeye terk edilmektedir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı söz konusu işçilerle ilgili, Sendikamıza Toplu İş Sözleşmesi imzalama yetkisi vermiştir. Sendikamızla, Devlet adına yetkili olan Kamu İşverenleri Sendikası arasında imzalanan ve 01 Mart 2013 – 28 Şubat 2015 tarihleri arasında yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesi bu üyelerimizi de kapsamaktadır. Ne var ki, Karayolları Genel Müdürlüğü bu yükümlülüğünü de yerine getirmemektedir.


“ARTIK SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ”

Kitlesel Basın Açıklamasına, TÜRK-İŞ ve bağlı sendikalar ile ülke genelinde faaliyet gösteren 37 şubemize bağlı bütün bölge ve illerden Yönetici, Baş Temsilci, Temsilci ve Üyelerimiz katılacaktır.


İlgilenilmesi dileği ile değerli basınımızın dikkatine sunulur.

Tarih  : 24 KASIM 2014

Saat   : 10.00

Yer      : Karayolları Genel Müdürlüğü  İnönü Bulvarı No:14 Yücetepe /ANKARA




BTS üyelerinin 24 Kasım Ankara Yürüyüşü başladı


KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) üyeleri, bugün Türkiye genelinde, demiryolu ulaştırmasının özelleştirilmesine karşı Ankara yürüyüşüne başladı.

Balıkesir, İstanbul (Halkalı), Van, Antep ve Zonguldak garlarından yürüyüş başlatan emekçiler, 24 Kasım’da TCDD Genel Merkezi önünde özelleştirmenin önünü açan yasayı protesto edecek.

'YÜZLERCE PERSONELİN YERİ DEĞİŞTİRİLDİ'

BTS Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, “Sendikamızın örgütlü bulunduğu demiryollarında AKP Hükümeti ve TCDD yönetimi tarafından uygulanan politikalar sonucu sendikamız üyeleri başta olmak üzere demiryolu çalışanları ve hizmet alanları olumsuz yönde etkileyen bir çok uygulama hayata geçirilmektedir. TCDD yöneticileri ile yaptığımız görüşme ve toplantılarda personelin geleceğine dair kaygılarımız karşısında ‘optimizasyon’ adı altında yüzlerce personelin görev yeri kendi istekleri dışında değiştirilirken, kimi işyerleri birleştirilmiş ve kimileri ise kapatılmıştır” denildi.

‘KAMU HİZMETİ OLMALI’

Gazetemize konuşan BTS İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Mithat Ercan, İstanbul-Ankara arası başlatılan yüksek hızlı tren seferlerini hatırlatarak, “Karşılıklı sadece 6 tren işletiliyor. Anadolu’ya giden trenlerin hiçbiri çalışmıyor” dedi. Ercan, “Gebze-Halkalı arası 76 km Marmaray’ı açtık diyorlar. Ancak Marmaray Kazlıçeşme-Ayrılıkçeşme arası 13 km faaliyet gösteriyor. Demiryolu hizmetleri ticarileştiriliyor, seçim malzemesi olarak kullanılıyor oysa  kamu hizmeti olmalıdır” diye konuştu. Çıkarılan yasa ile işçilerin sürgün edilmeye çalışıldığını söyleyen Ercan, “Örneğin Haydarpaşa’dan Malatya’ya, Malatya’da İskenderun’a sürülen işçiler var. İnsanları emekliliğe zorluyorlar. Boşalan yerleri hemen özelleştirip taşerona devretmek istiyorlar” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

 





TAŞERON İŞÇİLER OYUNA GELMEYİN !

Kadroyu almanın yolu bellidir.Mahkeme kararları uygulanmalıdır.Mahkeme kararları uygulanmıyor ise ya çalışmıyoruz denmelidir ya da iş bırakma eylemi yapılarak hükümet kadro vermeye zorlanmalıdır.Basın açıklaması yapmak için binlerce işçiyi Ankara ya toplayanların gerçek niyetinin;kadro alma talebi olmadığı,işçilere bakın eylem yapıyoruz diyebilme çabasıdır.40 aydır mahkeme kararlarını uygulamayanların taşeron işçilerin basın açıklamasını dikkate alacaklarına inanmak büyük bir saflık olacaktır.


Basın açıklaması yapmak işçilerin öfkelerini azaltmak dışında hiçbir yarar sağlamaz.Basın açıklaması ile kadro talebinin ötelenmesi çabası hükümete karşı duramayan,ses çıkaramayan,hükümetin kuklası sarı sendikanın taşeron işçileri hafife aldığının göstergesidir.


Kadro almanın tek yolu "DİRENMEKTİR VE DOĞRU EYLEM YAPMAKTIR." Binlerce taşeron işçisini Ankara ya götürmeye çalışanların fıtratında direnmek ve eylem yapmak yoktur.Fıtratında el etek öpmek olan sarı sendikaların eyleminden hayır gelmez.


Eğer Ankara da zilli şallı dansözlü eğlenceye gitmek  isteseydim kesinlikle bu sarı sendikaya adımı yazdırırdım.Eylem için asla.



EYLEM DEĞİL BASIN AÇIKLAMASI 



BİRİLERİ RAMAZAN AĞAR'A SÖYLESİN BASIN AÇIKLAMASI EYLEM DEĞİLDİR

Karayollarında çalışan ve yargıtay kararı ile karayollarının asıl işçileri oldukları tesbit edilen taşeron işçileri 3 yıldır hükümetle anlaştık/anlaşacağız,torba kanunda kadro verilecek/veriyorlar alacak davaları kazandık/kazanacağız diye oyalayan ve  bu süreçde karayollarını icraya veremeyen,avrupa insan hakları mahkemesine ve anayasa mahkemesine dava açamayan yol-iş sendikası sonunda hükümetle anlaşamadığını mahkeme kararlarını uygulatamadığını kabul ederek teslimiyetçi bir anlayışla (ÖYLE BİR EYLEM OLACAK Kİ HERKES GÖRECEK DİYEN RAMAZAN AĞAR'A RAĞMEN) 24 Kasımda Ankara'da basın açıklaması yapacağını duyurdu.


Böyle uyduruk işçilerin gazını almaya onları kandırmaya yönelik bir basın açıklamasına taşeron işçiler gitmeseler yol-iş bakın siz gelmediniz de ondan hakkımızı almadık diyecek.Taşeron işçiler Ankara da basın açıklamasına gitseler yol-iş in ağaları  bir saatlik konuşma sonrasında taşeron işçileri geri dönmeye zorlanacaklar.


Karayollarını müteahhitlere peşkeş çeken anlayışı yol-iş in gizli gizli desteklediği,hükümete karşı duramadığı,toplu iş sözleşmesi ve mahkeme kararlarının uygulanmamasını kabul ettiği artık açıkça belli oldu.

Yolsuzluk dosyaları yargıtay da olan yol-iş ağalarından işçilerin haklarını almadan Ankara dan dönülmeyeceği yönünde bir karar almayacaklarını bizler biliyorduk,şimdi tüm işçiler bu sendikanın gerçek yüzü ile tanışma fırsatını yakaladılar.

Yol-iş de süren seçimlerde yapılan hukuksuzluklar yanında taşeron işçilerin sorunlarına çare olunmaması alacak davalarının bitirilememesi 2.skala işçilerinin ve kadrolu bir çok işçinin yol-iş den ciddi rahatsızlık duyması nedeniyle istifaların başlamış olması yol-iş i bir belirsizliğe hızla sürüklüyor.Dağılmanın eşiğinde olan yol-iş de önümüzdeki günlerde vahim gelişmeler yaşanacağını düşünüyorum.


Taşeron işçiler Ankara ya kadro almadan dönmeyeceğiz diye gelirlerse bu gücün karşısında hiç kimse duramaz.Karayollarının öncü işçileri haydi göreve.



DİRENİR ALIRSIN YA DA DİLENMEYE YÜZÜN OLMAZ !


Karayollarının asıl işçisi oldukları Yargıtay tarafından onanan karayolları taşeron işçilerinin mahkeme kararları yaklaşık olarak dört yıldır uygulanmıyor.İşveren –sendika ortak girişimi  bugüne  kadar karayollarında çalışan taşeron işçileri oyaladılar,haklarını vermediler.

Karayollarında çalışan taşeron işçilerin işverenden yaklaşık olarak 2 katrilyon lira’nın üzerinde bir alacakları var.İş mahkemelerinin karara bağladığı alacak davaları çeşitli nedenlerle Yargıtay tarafından kısa bir süre önce bozuldu,alacak davaları yeniden görülecek.Çeşitli sebeplerle karayollarında çalışırken iş’ten ayrılmış veya emekli olmuş onlarca karayolları taşeron işçisi de kendi açtıkları alacak davalarının sonuçları üzerinden paralarını aldılar.Bir kısım karayolları taşeron işçisi ise davaları kazanmalarına rağmen çeşitli sebeplerle ya işveren tarafından ya kendiliğinden iş’ten ayrıldılar ve haklarının peşini bıraktılar/bırakmaya zorlandılar.Hala karayollarında çalışan taşeron işçiler ise işveren tarafından işlerinden ayrılmaya zorlanıyor/zorlanacaklar.

Taşeron işçilerin durumu yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal durumunda.Karayollarında en fazla üyeye sahip yol-iş sendikasının Genel başkanı Trabzon şube genel kurulunda taşeron işçilere şöyle seslenmiş “ 15 kasım a kadar hükümetten kadro konusunda bir adım gelmezse Ankara da karayolları genel müdürlüğü önünde öyle bir eylem yapacağız ki ,nasıl bir eylem olduğunu o zaman görecekler” demişti.Zaman su gibi akıp gidiyor.Hep birlikte göreceğiz Yol-iş başkanı Ramazan AĞAR sözünün erimi yoksa yalancı bir sendikacımı anlayacağız.

Yol-iş başkanının dosyası bir hayli kabarık .Yargıtay ceza daireleri genel kurulunda yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları ile yargılanmaya devam ediliyor olması hükümete kafa tutacak bir eylem yapma kararı alamayacağı iddiamızı güçlendiriyor.Bugüne kadar yol-iş başkanının yaptıkları da yapacaklarının açık göstergesi diye düşünüyorum.Hükümetle anlaştık diyerek teşekkür faksları çektiren,torba yasada kadro için anlaştık diyen,Trabzon şube kongresinde bir sendika bunu yapmamalı ama hükümetle 1500 tl ‘ ye anlaştık diyen fakat  sözleri  hep gerçekleşmeyen bir sendikacıdan yürekli bir eylem kararı beklenemez.

Yol-iş taşeron işçilerin gazlarını almak adına 15 şubat da Ankara da yaptığı gibi bir eylem kararı alır ve bunu gerçekleştirmeye çalışırsa taşeron işçiler bu eyleme destek vermezler ve bu eylem taşeron işçilerin kadro alma hayallerinin sonu olur.Eğer yol-iş Ankara dan kadro almadan dönülmeyecek diye bir eylem kararı alır ve uygularsa hepimiz sonuna kadar destekleriz.Ancak bunun olacağına hiç ihtimal vermiyorum.Bir şekilde eylem kararı alınır ve  kadro almadan dönmeme kararlılığı gösterilirse “taşeron işçiler haklarına kavuşurlar”

 

Karayollarında çalışan taşeron işçilerin haklarını almak için yapabilecekleri “ DİRENMEK,HAKLARINA KAVUŞUNCAYA KADAR EYLEME DEVAM ETMEKTİR.” Bu uğurda verecekleri mücadelede karayolları taşeron işçileri asla yalnız yürümeyecektir.YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI.


DEVRİMCİ YAPI İŞ GENEL BAŞKANI VE GENEL SEKRETERİ ÇALIŞMA BAKANLIĞI ÖNÜNDE GÖZALTINA ALINDI.İŞ CİNAYETLERİNİ PROTESTO EDEN SENDİKAMIZ ÜYELERİ ÇALIŞMA BAKANLIĞINI MÜHÜRLEDİ.



İŞÇİLERİN CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAYAN ÇALIŞMA
BAKANLIĞI SENDİKAMIZCA MÜHÜRLENDİ



Yusuf Erdinç karayolu işçilerine sesleniyor

Yusuf Erdinç: Sendika ağalarının çarkını kırmak, mücadeleci sendikacılık yapmak için adayız!

Yol-İş 1 No’lu Kayseri Şube Genel Kurulu öncesi Nevşehir’de yapılan delege seçimlerinden başarıyla çıkan Yusuf Erdinç ve ekibi, devrimci sınıf sendikacılığı bayrağını Kayseri genel kurulunda dalgalandırmaya hazırlanıyor.


Karayolu işçilerine seslenen Erdinç, karayolu işçilerinin haklarını alması ve geleceğinin kararmaması için, taşeronluk köleliğine son vermek için, karayolu işçisinin gücünü göstermek için, mücadeleyi büyütmek, karayolu işçilerini birleştirmek için, karayolu işçilerinin seçilme hakkının önündeki barajları yıkmak için karayolu işçisinin örgütlü mücadelesini büyütmek için aday olduklarını belirtiyor.  

Yusuf Erdinç’in Yol-İş 1 No’lu Kayseri Şube Genel Kurulu öncü delegeleri adına yaptığı çağrı şöyle:

 

“Sendika ağalarının çarkını kırmak, mücadeleci sendikacılık yapmak için adayız!

Yol-İş Sendikası Kayseri 1 No’lu Şube’mizin 10. Olağan Genel Kurulu 16 Kasım Pazar günü yapılacak. Genel kurulda iki liste, iki anlayış yarışacak. Karayollarında yaşanan taşeronluk köleliği, özelleştirme saldırısına karşı ‘çözüm mücadelededir’ diyen bizlerin listesi ile, özelleştirme ve taşeronlaştırmaya boyun eğerek, uzlaşmacılığı meslek edinerek sendikacılık yapan Adem Özokutan’ın listesi yarışacak.

Ağır yenilgi aldığı Pınarbaşı delege seçimlerini, genel merkezinde desteğini alarak iptal ettiren Adem Özokutan’ı ve ekibini tanıyoruz. Onlar, işverenle, taşeron patronlarıyla eş güdüm içinde çalıştılar. Ne işvereni, ne de taşeron patronlarını hiç üzmediler. Yıllarca taşeron işçilerin sendikasız çalışmasına göz yumdular. Profesyonel sendikacılıkları tehlikeye düşünce, taşeron işçilerini sendikaya üye yaptılar. Üye yaparken taşeron işçiye kadro sözü verdiler. Taşeron işçiler toplu sözleşmeye dahil olacaklarını söylediler. Ardından da tüm bu sözlerini yalayıp, yuttular.

Bizleri mücadelemizden tanırsınız. Yaptıklarımızın tanığı sizlersiniz. Sendika seçimlerinden önce de, sonra da bulunduğumuz her yerde mücadele bayrağını hep yükseklerde tuttuk.  


Her gün karayolu işçilerinin mücadele birliğini sağlamak için, birleşen karayolu işçilerin yenilmezliğini göstermek için, taşeronluk köleliğinin son bulması için bedel ödemeyi göze aldık. Mücadele ettiği için sürgünlere maruz kaldığı halde bir an olsun sarsılmayan Şinasi Topçu’dan çok şey öğrendik.

2004 yılında taşeron işçilerinin sendikaya üye olmalarının önünde hiçbir engel olmadığını anlatmak için Karayolları 6. Bölge işçileriyle Pınarbaşı’nda, Develi’de, Yozgat’ta ve tüm şubelerde yapılan toplantılara önderlik ettik. Taşeronluk köleliğinin, özelleştirme saldırısının kıskacındaki karayolu işçilerinin mücadelesini büyütmek için, Kayseri’de ‘Taşeron İşçiliğine Karşı Mücadele Sempozyumu’nu gerçekleştirdik. Karayolu işçisinin kürsüsü olan ‘Karayolu İşçi Bülteni’ adlı işçi gazetesini çıkardık.   

Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Karayolu işçilerinin haklarını alması ve geleceğinin kararmaması için, taşeronluk köleliğine son vermek için, karayolu işçisinin gücünü göstermek için, mücadeleyi büyütmek, karayolu işçilerini birleştirmek için, karayolu işçilerinin seçilme hakkının önündeki barajları yıkmak için karayolu işçisinin örgütlü mücadelesini büyütmek için adayız.  

Kendi ikballeri için, karayolu işçisinin geleceğini karartan, sendikamızda ağalık düzeni kuran Ademler’in saltanatını yıkmak, yemede sonuncu, içmede sonuncu, fedakarlıkta birinci olmak için aday olan bizleri yönetime taşımak her onurlu delegenin görevidir.

İletişim adresi: 67 Şube Şefliği / Nevşehir
İletişim telefonu:
 0 536 474 60 39”





DİSK/DEVRİMCİ YAPI İŞÇİLERİ SENDİKASI AKDENİZ BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ'NİN YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI

01.11.2014- 11.00

"HAK VERİLMEZ ALINIR"


Karayollarında çalışan taşeron işçilerin "Karayollarının asıl işçileri" olduklarına karar veren Yargıtay kararı 39 aydır uygulanmamaktadır.Taşeron işçiler asıl işçi olmalarına rağmen mahkeme kararlarına rağmen toplu iş sözleşmesinden faydalandırılmamaktadır.Örgütlü oldukları sendikanın işverenle anlaşma yaptık/yapıyoruz,torba kanunda kadro vereceğiz/verecekler,kasım ayında yeni kanun gelecek söylemleri ile oyaladığı taşeron işçiler "eylem yaparsak iş' ten atarlar korkuları" ile sessiz kalmaya kendilerine uygulanan haksızlıklar karşısında suskun kalmaya devam etmektedir.Bu bir kısır döngüdür.Yılmaz ÖZDİL in dediği gibi "Korku imparatorluğunun ekonomi modeli birbirini besler.Ne kadar korku o kadar taşeron.Ne kadar taşeron o kadar korku'dur."



Hak verilmez alınır parolasıyla mücadele etmeyen/edemeyen taşeron işçiler için yolun sonu çok uzak değildir.Karayollarında çalışan taşeron işçilerden bir çoğu çeşitli sebeplerle iş ten çıkarılmış/çıkarılmaktadır.Şeflerin iki dudağı arasında çalışmanın sonu yoktur.Yol güvenliği açısından da geçen kış ayında gördüğümüz gibi yüzlerce yurttaşımız elim trafik kazalarında ya engelli kalmakta ya da ölümle tanışmaktadır.Taşeron firmalar kar etmek uğruna yeterli ekipman ve makina parkını kış mücadelesinde ya kullanmamaktadır ya da kullanmama gayreti göstermemektedir.

Kış mevsimi karayolları işçilerinin zorluklara çetin doğa koşullarına karşı koydukları ve mücadeleyi yükseltecekleri fırsatları beraberinde getirmektedir.Özelleştirmeye,özelleştirmenin diğer bir uygulaması Taşeronlaşmaya,2.skalaya karşı direniş mevsimi karayolları işçileri için kış'dır.Haklarımızı vermeyenlerin canlarını acıtacak eylemlere başlamanın zamanı gelmişdir.Bizler eylemlerimizi kırarak,dökerek değil üretimden gelen gücümüzü kullanarak yapmalıyız/yapacağız."Başbakan sayın Ahmet DAVUTOĞLU " Ermenek madenlerinde biz işçilere; "İŞÇİLER HAKLARINA SAHİP ÇIKSINLAR,HAKLARININ PEŞİNİ BIRAKMASINLAR " diye verdiği tavsiyeye uyacağız ve haklarımızın peşini asla bırakmayacağız.

Biz direneceğiz,dayaksa dayak,gazsa gaz yiyeceğiz ama haklarımızı kimseye yedirtmeyeceğiz.DİSK/Devrimci yapı iş sendikası olarak mücadelemizi yoğunlaştıracağız,derinleştireceğiz.Karayollarının gerçek sahibi işçileri rant uğruna taşerona devredenlerden hesap soracağız.Yaşasın karayolları işçileri, yaşasın emekçiler ve dostları.

RAMAZAN AĞAR'IN TRABZON KONUŞMASI








Kayseri İşçi Derneği İş cinayetlerine karşı mücadele çağrısını yükseltti.




Bugün saat 15’de Kayseri İşçi Derneği Ermenek’te ve Isparta da yaşanan iş cinayetleriyle ilgili basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Kayseri İşçi Derneği Yöneticisi Ahmet Çakır okudu. Ahmet Çakır,son süreçte yaşanan iş cinayetlerine değinerek; “Son bir ay içinde yüreğimizi yakan iş cinayetleri yaşandı. Torunlar İnşaat’ın rezidans yapımında 10 işçi kâr hırsı, ihmal ve vurdumduymazlık sonucu asansörde yaşamını yitirdi. TOKİ Emlak Konutları yapan Egemen İnşat şirketi bünyesinde çalışan bir işçi iş cinayetinin kurbanı oldu. 


Karaman'ın Ermenek İlçesi'ne bağlı Pamuklu Köyü yakınlarındaki özel şirkete ait kömür ocağıydı. 18 işçi kardeşimizden hala haber yok. Bu kadar zaman geçtikten sonra kurtulmaları bir mucize olacak. Isparta’nın Yalvaç ilçesinde elma işçilerini taşıyan midibüsün şarampole yuvarlanması sonucu 17 kişi öldü, 28 kişi yaralandı.” dedi.


Kazadan yaralı kurtulan bir işçinin “Dayıbaşı ne kadar fazla adam götürürse o kadar para kazanacağı için midibüse fazla yolcu bindiriyor’’ dediğini belirten Çakır; “Bu tablo kar hırsı için insan hayatını hiçe sayan Dayıbaşlarının tek başına yarattığı bir tablo değildir. Bu tablo, işçi sağlığı ve güvenliğini hiçe sayan “kar için her yol mübah” anlayışıyla hareket eden sömürücü, asalak kapitalistlerin egemen olduğu düzenin yarattığı tablodur” dedi.


Maden patronunun kar hırsıyla hareket ettiğini belirten Çakır; “Ermenek’teki madenin sahibi, Soma'da yaşanan maden faciasının ardından çıkarılan maden güvenliği düzenlemesi nedeniyle artan maliyetleri sebep gösterek 130'dan fazla işçiyi işten çıkardı ve madeni kapatmak istemişti. Maden patronu ile masaya oturan işçiler yemek ve servis haklarından vazgeçmeyi kabul etti ve bu sayede maden işlemeye devam etti. İşçiler evden getirdikleri kumanyaları dışarıda değil maden içinde yemeğe başladılar” dedi.

 

“Yaşanan bu iş cinayetlerinin sorumlularını biz biliyoruz” diyen Çakır; “Çalışma yaşamı ve işçi sağlığı ve işçi güvenliği ile ilgili düzenlemeleri, bu alanla ilgili emek ve meslek örgütlerinin önerilerini dikkate almayan, kar hırsıyla yanıp tutuşan, işçi sağlığı ve işçi güvenliği için alınması gereken önlemleri gereksiz masraf sayan maden patronları iş cinayetlerinin sorumlusudurlar. 


Yaşanan iş cinayetleri 100 bin çalışan başına ölümlü iş kazalarında Avrupa‘da birinci, dünyada üçüncü sıraya taşıyan, işçi sağlığı ve işçi güvenliğini değil, maden patronlarının daha fazla kar etmesi için çabalayan AKP iktidarının eseridir!” dedi.


İş cinayetlerine karşı mücadele çağrısı yapan Çakır; “Kömür ocaklarında çalışma koşullarının içler acısı durumu, iş cinayetlerinin bu kadar yoğunlaşmasının temel nedenidir. Bu koşulları değiştirmek için gerekli olan mücadeledir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınması, ağır ve tehlikeli işkolu yönetmeliğinin uygulanması, sigortaların taşeron değil ana firma tarafından ve alınan ücret üzerinden ödenmesi, çalışma saatlerinin düşürülmesi, zorunlu fazla mesailerin kaldırılması için, taşeronlaştırmanın yasaklanması için, yapılması gereken işçilerin, emekçilerin, gençlerin birleşik mücadelesini büyütmektir. Bu mücadele verilmeden ölümler durmayacaktır” dedi. Basın açıklamasına yaklaşık yirmi beş emekçi katıldı.



  • E-Bülten

  • Hava Durumu

  • Müzik Yayını

    814078 Ziyaretçi